|
Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılından beri Anadolu'da, Kazakistan Cumhuriyeti ise 1991 yılından beri Asya topraklarında hür ve müstakil iki devlet olarak yaşıyor. Bu iki devletten Türkiye Cumhuriyeti'nin mirasçısı olduğu Osmanlı İmparatorluğu 13'üncü asırdan, Selçuklu İmparatorluğu 11'inci asırdan itibaren Anadolu topraklarında ömür sürerken, Kazakistan Cumhuriyetinin mirasçısı olduğu Kazak İmparatorluğu 15'inci asırdan itibaren Asya topraklarında ömür sürmüştür. Bu manada Kazakistan-Türkiye ilişkilerinden söz ederken 15'inci asra kadar inmek mümkündür. Daha eskilere gidildiğinde ise zaten bir ilişkiden değil, ancak bir birliktelikten söz edilebilir. Çünkü Anadolu topraklan üzerinde Selçuklu ve Osmanlı devletlerini kuran Oğuz boylarının ataları, bugünkü Kazakistan Cumhuriyeti halkının da bir parçası olduğu Orta Asyada’ki Türkistan coğrafyasından hareket ederek Anadolu'ya geçmişlerdi. Ama bu yürüyüşten önce aynı coğrafya üzerinde, aynı hayatı tek bir millet olarak yüzyıllar boyunca birlikte yaşamışlardı.
Türkiye, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 17 Aralık 1991 tarihinde, bağımsızlık ilan eden Kazakistan’ı tanıyan ilk ülke oldu. Bağımsızlık kararından 2 saat sonra, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaparak Kazakistan’ı tanıdığını duyurmuştur.
2 Mart 1992 tarihinde, Almatı’da iki ülke Dışişleri Bakanları Töleutay Süleymenov ve Hikmet Çetin tarafından Kazakistan Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti arasında ‘Diplomatik İlişkiler Kurma Protokolü’ ve ‘Vize Muafiyeti Anlaşması’ imzalanmıştı. Halen geçerli olan ‘Vize Muafiyeti Anlaşması’na göre, iki ülke vatandaşları, diğer tarafın topraklarına 30 güne kadar vizesiz giriş yapabilmektedir.
Kazak-Türk ilişkileri, iki ülke arasında diplomatik ilişki tesisinden sonra geçen 20 yıllık süre zarfında, kardeşlik ve dostluk, halklarımızın tarihi bağı ve ortak kültür mirası, oluşan karşılıklı güven ve saygı platformu üzerinde gelişmiştir. Ayrıca, iki ülke arasında ticari, ekonomik, sosyal, askeri-teknik konulardaki işbirliği ile bölgesel ve uluslararası güvenlik alanlarında gerçekleşen sıkı işbirliği, ikili ilişkilerin pekişmesindeki diğer önemli etkenler olarak göze çarpmaktadır.
Kardeş ve dost iki ülke arasındaki siyasi ilişkiler en üst seviyede devam etmektedir. Siyasi ilişkiler çerçevesinde 21-23 Mayıs 2003 günlerinde Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in Türkiye Cumhuriyeti’ne resmi ziyareti gerçekleşmiştir.
2004 yılı Haziran ayında, İstanbul’da gerçekleşen NATO Zirvesinde iki ülke yöneticileri ikili ve uluslararası gündemde yer alan konuları ele almıştır. Bunun dışında, her yıl, iki ülke bakanlıkları ile kuruluşlarının üst düzey yöneticilerinin karşılıklı ziyaretleri gerçekleşmektedir. Söz konusu görüşmelerde ikili ilişkilerin gelişme düzeyinin bütün alanlarda dinamizm kazandığı vurgulanmaktadır. T.C. Başbakanı Recep Tayip Erdoğan’ın 2005 yılı Mayıs-Haziran aylarında Kazakistan’a yaptığı resmi ziyaret iki ülke ilişkilerinin gelişmesi açısından ayrıca önem taşımaktadır. İkili siyasi ilişkiler, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev'in 2009 yılında Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret sırasında imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Stratejik Ortaklık Anlaşması" ile tüm dünyaya ilan edildiği gibi stratejik ortaklık seviyesine ulaşmıştır.
Uluslararası arenadaki işbirliği konusuna ise iki ülkenin bir çok platformda bölgesel ve uluslararası nitelik taşıyan sorunlar karşısında takındığı tutumların benzerliği örnek gösterilebilir. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Tedbirler Konferansı Almatı Zirvesine katılması, Ankara’nın bu forumu bölgesel ve uluslararası güvenliği pekiştiren önemli unsur olarak gördüğünü, Kazakistan’ın Avrasya kıtasında istenen düzeyde güvenlik ve barışı sağlayabilen bir mekanizma oluşturma çabalarına destek olma anlayışıyla yaklaştığını gözler önüne serdi. Kazakistan Türkiye’nin göstermekte olduğu daimi desteği memnuniyetle karşılamaktadır. Türk diplomatların CİCA sürecinde aktif şekilde rol üstlenmesi, somut katkılarda bulunması Kazakistan ve CİCA’nın geleceği için ayrıca önem taşımaktadır.
Kazakistan ve Türkiye Birleşmiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, İslam Konferansı Örgütü, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve başka da uluslararası teşkilatlar nezdinde işbirliğini sürdürmeye ilgi göstermektedir. |