KAZAKISTAN: BÖLGESEL AKTÖRDEN KÜRESEL AKTÖRE DOĞRU Mevlüt Özkişi - Kazakistan dostluk ve kardeşlik derneği başkanı 22.02.2011
Tarihî ve kültürel derinliğe sahip, Türk dünyasına ve dünya mirasına mal olan Hazreti Mevlânâ'nın üstadı Hoca Ahmet Yesevi, Al-Farabi, Muhammed Haydar Dulati, Balasagun vs. gibi ulu şahsiyetleri yetiştiren Kazakistan, son 10 yılda gözle görülür dinamik bir gelişim seyri izleyerek sadece bölgesel değil, artık küresel aktör olduğunu kanıtlarcasına birçok uluslararası faaliyete imza atmıştır. Bağımsızlığını kazandığı 90'lı yılların ilk döneminde bir kaos ve sefalet yaşayan, bütçesi eksilerde olan Kazakistan, birçok reformları gerçekleştirerek, gayri safi milli hasılasını (GSMH) 118 milyar dolara çıkarttı. Bu da Orta Asya'nın diğer 4 ülkesi ve Kafkasya'nın 3 ülkesinin toplam GSMH'nin neredeyse iki katıdır. Kazakistan'ın hedefi, 2015 yılında bu rakamı 200 milyar dolara yükseltmektir, 2030'daysa dünyanın önde gelen 50 ekonomisi içine girmeyi başarmaktır. Bunun için ülke yönetimi hazırladığı reform programlarını adım adım izlemiş ve kısa bir dönemde sadece ekonomide değil, kültürel, siyasi, eğitim ve diğer alanlarında da dünyada kendinden söz ettirmiştir. Bu başarıları, 28 Ocak 2011'de Kazakistan Devlet Başkanı'nın yıllık Ulusa Seslenişi'nde de takip edebiliyoruz: "Bağımsızlık yıllarımızda ülke ekonomisine 120 milyar dolardan fazla yabancı yatırım çekildi. Bunun yanı sıra bizler dünyanın 126 ülkesine 200'den fazla ürün çeşidini ihraç etmekteyiz. Bugünlerde ulusal servetimizin üçte birini küçük ve orta ölçekli işletmeler oluşturmaktadır. 2010 yılında GSMH'de %7, sanayi üretiminde %10, imalat sektöründe ise %19 artış sağlandı. Ortalama maaşlar da 2007 yılında 53 bin Tenge iken 2010 yılında 80 bin Tenge'ye çıktı. Ulusal refah düzeyi açısından dünya ülkeleri reytinginde Kazakistan geçen yıl 26 puan ilerleyerek 110 ülke içinde 50. sıraya yükselmiştir. Ortalama aylık maaşlarda %5,5, emekli maaşlarınında da ortalama %4 artış sağlanmıştır. Bağımsızlık yıllarında 500'e yakın yeni sağlık tesisi inşa edildi. Sağlık kurumlarımızın teknolojik altyapısı yenilendi. Ülkemiz eğitim alanında 129 ülke arasında en ön sıralarda yer almaktadır. Geçen 10 yıl zarfında eğitim alanına tahsis edilen mali kaynaklarda 10 kat artış sağlandı. Bu sürede 750'ye yakın yeni okul inşa edildi. Bütün bunlar, halkımızı küresel çapta düşünmeye sevk etmek maksadıyla yapılan çalışmalardır." Sadece geçen yıl Kazakistan'da 152 fabrikanın açılışı yapıldı.
KAZAKİSTAN İKÖ BAŞKANLIĞINI DEVRALIYOR Bugün Kazakistan'da istikrara ve bağımsızlığa önem veren yönetim, Devlet Başkanı'na inanmış halk ve geleceği inşa etmeye hazır, azimli bir genç nüfus var. Belirtmek gerekir ki, Kazakistan'da okur-yazarlık oranı %99'u aşmakta. Ülke, zengin madenleri, uzay üssü ve diğer teknolojik altyapıya da sahiptir. Bir başka önemli husus, Kazakistan iç istikrar, demokrasi ve hürriyet üçgeninde güzide bir denge sağlayarak bu alanlarda adeta bir örnek ve model haline gelmiştir. Ülkenin ileri gelen entelektüel, milletvekilleri ve genç girişimcilerden oluşan bir inisiyatif grubu mevcut Devlet Başkanı'nın görev süresini uzatılması ile ilgili referandumun yapılmasını teklif etmişler ve bununla ilgili olarak milyonlarca kişinin imzasını toplamayı başarabilmişlerdi. Bu teklif Devlet Başkanı'nın önüne getirildiğinde, bir örnek teşkil edecek karar almış ve bunu reddetmiştir. Fakat inisiyatif grubu bununla yetinmeyip konuyu Parlamento'ya taşımış ve bununla ilgili olarak bir kanun taslağı da kabul edilmiştir. Ülkenin Anayasa Konseyi devreye girerek, kanun tasarısını incelemiş ve reddetmiştir. Bu da gösteriyor ki, Kazakistan'da tüm kurumlar bağımsızlığını koruyabiliyor ve birçok uzmanın beklentilerinin aksine demokratik sistem Kazakistan'da başarılı bir şekilde işliyor. Netice itibarıyla, Devlet Başkan, görev süresinin bitimine daha 2 yıl kalmasına rağmen bundan feragat ederek, erken seçime gitme kararı almıştır. Son bilgilere göre bu yılın 3 Nisan'ında Kazakistan'da devlet başkanlığı erken seçimleri yapılacaktır. Nursultan Nazarbayev, 11 Şubat'taki konuşmasında adaylığını resmî olarak ilan etmiş ve "seçim programı" çerçevesinde Kazakistan'ı 2020 yılına taşıyacak programını da açıklamıştır. Bu programı incelediğimizde "Kazakistan-2030" Stratejisi çizgisinde olduğu ve yeni büyük hedeflerin konulduğunu görebiliyoruz. 1998 yılında genç ülke henüz ekonomisini tam olarak sağlamlaştırmadan, tarihî denilebilecek bir kararla başkentini Almatı'dan Astana'ya taşımaya karar verdi. Altını çizmek gerekir ki, Astana dediğimiz şehir bir ilçe görünümünde ve ismi Akmola olan bir şehirdi. Kazakistan inanılmaz bir iş başararak, Astana'ya başkentini taşımakla kalmadı, Astana'yı adeta yeniden inşa etti. Ve artık Astana, Kazakistan'ın bağımsızlık sembolü değil, ülkenin uluslararası arenada yükselişinin de sembolü oldu. Bölgesel güvenliği ön plana koyan Kazakistan yönetimi kendi etrafında entegrasyonlar halkaları kurabilmiş ve böylece kendi güvenliğini de kurumsallaştırabilmiştir. Bu entegrasyonların başında Kazakistan'ın inisiyatifi ile kurulan Birleşmiş Devletler Topluluğu, Şanghay İşbirliği Örgütü, CİCA, Türk Konseyi, Avrasya Ekonomik İşbirliği Örgütü, Orta Asya İşbirliği Örgütü, üyesi olduğu BM, Kolektif Güvenlik Teşkilatı, AGİT, İKÖ, TÜRKSOY, UNESCO vs. Kazakistan diplomasisinin bir zaferi olarak sayılabilecek ve Avrupa güvenliği alanında çarpıcı bir karar alınarak Kazakistan 2010 yılında AGİT başkanlığını devralmış ve başarıyla üstesinden gelebilmiştir. Bununla da yetinmeyip 11 yıl aradan sonra AGİT zirvesini de Astana'da gerçekleştirdi. Bu yıl Kazakistan başka alanlarda da koşturmakta ve 2011 yılının İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) başkanlığını devralmaya hazırlanmaktadır. Uluslararası arenadaki birçok uzman -ki bunların içinde İKÖ Genel Sekreter Yardımcısı Abdül Moez Buhari de var- Kazakistan'ın AGİT zirvesini başarıyla gerçekleştirdiğini ve tüm İKÖ örgütü üyelerini de aynı masa etrafında toplayabildiğinin altını çizmektedirler. İKÖ üye ülkeleri Kazakistan'dan, AGİT ile İKÖ arasında bir nevi köprü görevini de üstlenmesinin bekleyişi içindedirler. Kazakistan başkanlığının gündemindeki meselelerin içinde kadın haklarının korunması ve Müslüman kadınların toplumdaki rolü de yer almaktadır.
|