|
|
DEVLET POLİTİKASININ TEMEL AMACI –
KAZAKİSTAN VATANDAŞLARININ REFAH SEVİYESİNİN YÜKSELTİLMESİDİR
Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı N.A. Nazarbayev’in
Kazakistan Halkına Seslenişi
(Astana, 6 Şubat 2008)
Değerli Kazakistanlılar!
Benim her yıl yaptığım seslenişlerim, başarılarımızı analiz ederek geleceğimizi yönlendirmeye, en önemlisi hepimizin ortak büyük hedefe ulaşmamızda doğru yolu beraber belirlememize yönelik yapılageldi.
Kazakistan halkına yaptığım 2006 ve 2007 yıllarındaki Seslenişlerimde ben sadece cari görevlerimiz hakkında değil, gelişmemizin geleceği hakkında da söz etmek istedim. Dolayısıyla, Kazakistan’ın dünyadaki rekabet gücü en yüksek 50 devleti arasına katılması ve toplumun modernleşmesi ve aynı şekilde uygulanması için “30 Kurumsal Lider” programı aynen devam edecektir.
Bu yıl Hükümet bunların gerçekleştirilmesi ile ilgili rapor sunacaktır.
Geçen yıl Kazakistan için ekonomik, sosyal ve siyasi yenilenme yolunda daha emin bir adım attığımız yıl oldu.
Kazakistan 2008 yılın yeni ekonomik başarılarla ve yeni siyasi yapısıyla karşıladı.
Anayasada yapılan değişiklikler Parlamento ile siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının rolünü güçlendirdi. Bağımsız Kazakistan tarihinde ilk defa eşit temelde milletvekilleri seçimleri gerçekleştirildi. Seçimde “Nur Otan” partisi üstünlükle zafer kazandı ve Hükümeti oluşturdu.
İdari reformlar devam ederek devlet kurumlarında istikrarı sağlamlaştıracak sorumlu sekreteryalık kurumları kuruldu.
Geçen sene ekonominin büyüme hızı %8,5 oluşturdu. Genel olarak ülke ekonomisi 2001 yılından itibaren her yıl ortalama olarak %10 büyüme göstermiştir. Bu büyük ve hızlı bir gelişmedir.
Bugüne kadar ülkemizde büyük miktarda rezerv oluşturulmuş ve Milli Fon’la birlikte toplam 40 milyar ABD dolları düzeyindedir. Bu tür fonun var olması ülkemizin mali sisteminin istikrarını sağlamada önemli rol oynamıştır.
Ülkemizde sosyal durumu da istkrarlı. 2000 yılından itibaren devlet bütçesinin eğitim, sağlık, sosyal sigortalara ayırdığı giderler 5 kattan fazla arttı. 5 milyondan fazla vatandaşımız devletin sosyal güvencesi altındadır. Bu sayı beş sene öncesine göre ikiye katlandı.
Biz emeklilerimize gösterdiğimiz desteği daima arttırmaktayız. Emeklilik fonu istikrarlı bir şekilde büyümekte ve miktarı 1,1 trilyon tengeyi aşmıştır.
Sosyal altyapının güçlendirilmesi devam etmektedir. 2007 yılında ülke genelinde 76 okul ve 23 sağlık birimleri inşa edildi.
Biz demografik yıkımı durdurmayı başardık.
Devlet konutları inşaatı programı çerçevesinde geçen üç sene içinde 18 milyon m2’den fazla konut tamamlandı. Bu bizim planladığımızdan 2,2 milyon m2 daha fazladır.
Yukarıda bahsettiğimiz kamu hayatındaki bütün sektorlerinde görülen gelişme – ekonomimizin gelişmesinin ve istikrarlı siyasetimizin göstergesidir.
Sayın Milletvekilleri,
Sayın katılımcılar ve konuklar!
Günümüzde, dünya konjonktüründe kötüye gidiş koşullarında bizler devlet holdinglerinin, kalkınma kurumlarının, sosyal-girişimci birliklerinin günden güne artan rolleriyle birlikte ülke içindeki yatırım kaynaklarını canlandırmalıyız.
Ortaya çıkan zorluklara rağmen verdiğim talimatlar üzerine ekonominin istikrarlı bir şekilde gelişmesi için Hükümet tarafından tedbirler alınmıştır.Aşağıda belirtilen öncelikli istikametlerde olmak üzere kısa ve orta vadeli sorunların çözümüne yoğunlaşmak gerekmektedir.
İlk olarak, madencilik sektörü
Petrol ve gaz sektöründeki ana eksen – uluslararası petrol ve enerji piyasalarının nüfuz ve sorumluluk sahibi bir katılımcısı olarak devletin konumunun güçlendirilmesidir.
Bizler bu amaçla enerji alanındaki stratejik önemi haiz sektörlerde devletin etkisini ardıcıl bir şekilde arttırmaktayız. Kaşagan ve Kumkol petrol yataklarının, Bogatır vb. kömür sahalarının değerlendirilmesinde Kazakistan’ın payını arttırdık.
Bu bizim için ve yüksek katma değer payı daha yüksek olan hazır mamullerle uluslar arası piyasaya çıkılmasını sağlamak için son derece önemlidir.
Bu yöndeki çalışmalara devam etmeliyiz.
“Samruk” Holdingi ve bölgelerdeki Sosyal Girişimcilik Birlikleri madencilik ve metalürji sektörlerinin etkin bir şekilde gelişmesi ve rekabet güçlerinin arttırılması için somut tedbirler almalıdır. Bunun için düzenleme yapılmalı ve mevcut madencilik ve metalürji şirketlerinin devlete ait hisse paketlerinin somut bir şekilde yönetimine başlanmalı ve aynı şekilde nadir metaller de dahil olmak üzere siyah ve renkli metal yataklarının arama bilgileriyle kaynak kullanımı üstlenilmelidir.
Hükümetle birlikte yeni yer altı zenginlikleri sahalarında arama konuları çözümlenmelidir.
İkinci olarak, ekonominin temel sektörlerinde önceden olmak üzere altyapı desteği sağlanması.
Elektrik enerjisi ve ulaştırma sistemlerini geliştirme konusunda hükümetin gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Günümüzde bu sektörler bariz bir şekilde Kazakistan’daki ekonomik gelişmenin gerisinde kalmaktadır.
Ekonominin ve halkın ihtiyaç duyduğu elektriğin sağlanması alanında Balhaş Termik Santralının, Ekibastuz Devlet Bölge Elektrik Santralı -2’nin üçüncü enerji bloğunun, Moynak Hidroelektrik Santralı ve benzerlerinin yapımı öncelikli görevler arasında bulunmaktadır.
2009 Yılında “Kuzey-Güney Kazakistan” projesi kapsamında ikinci elektrik nakil hattının yapımı ve “Kuzey Kazakistan–Aktübinsk Bölgesi” elektrik hattının yapımı tamamlanmalıdır. Bu Kazakistan’ın Güney ve Batı bölgelerindeki elektrik açığının giderilmesini sağlayacaktır.
Ülkenin Güney Bölgelerinde gaz ihtiyacının istikrarlı bir şekilde karşılanması amacıyla “Beyneu-Şımkent” ana gaz boru hattı projesi hazırlanmalı ve inşasına başlanmalıdır.
Aktau kentinde atom elektrik santralı inşası konusunda somut öneriler getirilmelidir.
Hükümet aynı zamanda çabalarını enerji tasarrufu sağlayan ve çevre dostu teknolojilerin uygulanması konusuna yoğunlaştırmalıdır.
İşletmelerimiz ve vatandaşlarımız henüz topyekün elektrik tasarrufuna geçmemiştir. Açıkça belirtmeliyiz, ucuz enerji bitiyor. Daha az ödemek istiyorsak tasarruf etmeliyiz. Bu konuda herkes çaba harcamalıdır.
Hükümet bu konuta çalışma başlatmalıdır.
Demiryolu ve karayolu altyapılarının inşası ve modernizasyonu sağlanmalıdır.
Yap-İşlet-Devret yöntemiyle hemen bu yıl içinde Şar–Ust-Kamenegorsk demiryolu inşasını tamamlamalıyız, Mangışlak-Bautino ve Yeraliyevo-Kurık demiryolu hattının ve “Horgos-Jetigen” kesiminin yapımına ve Makkat-Kandıagaş demiryolu kesiminin elektrifikasyon çalışmalarına başlamalıyız.
Demiryollarında lokomotif ve vagon açığını azaltmak için bu yıl içinde yerli ulaştırma makineleri yapımını geliştirmek amacıyla topluca tedbirler hazırlanmalı ve uygulamaya konulmalıdır.
Kazakistan’ın en büyük ulaştırma projesi olan ve ülkenin güney belgelerinden geçerek Aktobe üzerinden Rusya’ya açılacak, istihdam imkanı sağlayacak ve geçtiği bölgelerin ekonomisini canlandıracak olan “Batı Avrupa-Batı Çin” kıtalararası koridoru projesi fiilen uygulamaya konulmalıdır..
Bütçe yükünü hafifletmek amacıyla, genelde Yap-İşlet-Devret modeliyle paralı geçiş uygulaması getirilecek olan Astana-Borovoye, Astana-Karaganda, Almatı-Kapşagay, Almatı-Horgos karayolları ve aynı şekilde Büyük Almatı Çevre Yolunun yapımı ve rekonstrüksiyonuna başlanacaktır.
Yap-İşlet-Devret Projelerinin daha cazip ve daha aktif hale getirilmesi için Hükümet yürürlükteki mevzuat altyapısını geliştirmelidir.
Üçüncü olarak, “30 Kurumsal Lider” Programı – Bu programın uygulanması ekonominin hammadde dışı sektörünün fiilen gelişmesine katkıda bulunmaktadır.
Daha şimdiden “büyük sıçramalar” yapma iddiasında olan 100’den fazla proje ortaya çıkmıştır. Aktübinsk bölgesinde Üçüncü Janajol Gaz Üretim Tesisi, metalürji tesisi ve bakır fabrikası yapımı, Pavlodar bölgesinde ileride yapılacak alüminyum fabrikası ve klor ve kostik soda fabrikaları, Karaganda bölgesinde profil ve haddelenmiş demir ve metalürjik silisyum üretimi gibi birçok proje gerçekleştirilmektedir.
En yakın zamanda Atırau kentinde ilk entegre gaz-kimya tesisinin, önümüzdeki yıl da Karaçaganak havzası temelinde gaz üretim tesisinin ve Kostanay bölgesinde de yeni alüminyum fabrikasının yapımına başlanacaktır.
Astana kentinde lastik üretim tesisi kurma, Astana ve Almatı kentlerinde lojistik merkezlerinin geliştirilmesi ve polikristalik silisyum üretimi başlatılması projelerinin gerçekleştirilmesine devam edeceğiz.
Ben sadece en büyük tesislerden bahsettim, halbuki son yıllarda Kazakistan’da yüzlerce, binlerce yeni işletme kuruldu. Önceden Kazakistan’da cam üretimi yoktu –halbuki cam her zaman aranan, gerekli bir malzemedir. Kazakistan’da alüminyum üretimi de yoktu.
Halihazırda ülkemizde 5 otomotiv sanayi kuruluşu faaliyette bulunmakta ve bu cümleden olmak üzere binek otomobil de üretilmektedir. Günümüzde Kazakistan’da elektronik ürünler ve bilgisayar üretilmektedir. Mobilya sanayi, inşaat sanayi ve diğer sektörler güçlü bir şekilde gelişmektedir.
Genel olarak “30 Kurumsal Lider” Programı devlet ve iş alemi arasındaki işbirliğini ilke olarak yeni bir seviyeye çıkartmalıdır.
“Sıçrama” projelerinin gerçekleştirilmesi göstergesi bakımından öncelikli olarak yatırımcı bakanlıkların, “Kazına” Vakfının ve diğer holdinglerin ve bütün düzeylerdeki valiliklerin çalışmaları değerlendirilecektir.
* * *
Çağdaş gelişme merhalesi, ülkenin tarım sanayi tesisleri için bir dizi yeni ve önemli görevleri gündeme getirmektedir.
Geçen 5 yıl zarfında Kazakistan tarım sektöründe gözle görülür sonuçlar elde etti. Kazakistan’ın tarım gayrı safi hasılası 2002 yılından bu yana nerdeyse iki misli arttı. Yatırımlardaki artış üç mislini aştı. Bu da tarım sektörünün devlet tarafından güçlü bir şekilde desteklenmesi neticesinde mümkün oldu. Uyguladığımız üç yıllık kırsal kesimi destek projesini çok iyi hatırlıyorsunuz. Bu proje çok güçlü bir ivme yarattı.
Son yıllarda çağdaş teknolojinin kullanılması sayesinde tahıl hasadında bariz bir artış oldu.
2004 Yılında zorunlu tarım sigortasının uygulamaya koyulmasıyla birlikte çiftçilere kurak yıllarda bile güvenceli bir gelir elde etme imkanı sağlandı.
Alınan tedbirler, tarımdaki genel ticaret hacminin nerdeyse dört misli artmasını sağladı ve bu ticaret hacmi 4 milyar ABD Dolarını aştı.
Aul ve köylerimizin yaşam kalitelerini arttırma ileride de devlet politikamızın öncelikli istikameti olmaya devam edecektir.
Dünyada ortaya çıkan eğilimler ve mevcut potansiyel göz önünde bulundurmak suretiyle tarım sanayini ülke ekonomimizin en önemli yüksek gelirli sektörü haline getirmeliyiz.
Tarım ürünleri fiyatları artmakta ve bir bütün olarak bu sektör çok kazançlı hale gelmektedir. Bu nedenle bu alana yatırım yapmalıyız. Eminim ki kırsal alan öncü emeğiyle ve bereketiyle bunun karşılığını fazlasıyla verecektir.
İlk olarak, ülkenin gıda güvenliği sağlanmalıdır.
Bunun için tarıma ve gıda sanayine daha fazla yatırım çekilmelidir.
Kazakistan temel gıda türleri bakımından kendi ihtiyacını karşılamaktadır ve ayrıca ihracat potansiyeline de sahiptir. Ülke ihtiyacının karşılanamadığı önemli gıda maddelerinin üretiminin teşvik edilmesine özel bir ilgi gösterilmesi gerekmektedir. Örnek olarak bitkisel yağ, meyve, şeker vb. sıralanabilir. Bu sorunları çözme imkânlarına sahibiz.
İkinci olarak, ürünleri ihracata konu olan tarım sektörlerinde çabalar yoğunlaştırılmalıdır. Bilhassa Hazar Denizi ve Karadeniz limanlarından Çin istikametine yapılan tahıl ihracatı kanalları genişletilmelidir.
Üçüncü olarak, hayvancılık sektörünün de büyük bir ihracat potansiyeli bulunmaktadır. İlave tedbir olarak veterinerlik sistemi uluslararası standartlara çıkarılmalıdır.
Hükümete tarımın bütün düzeylerde sistemli bir şekilde desteklenmesi için yeni tedbirler alması yönünde görev veriyorum.
Bilhassa hammaddenin işlenmesine özel bir ilgi gösterilmelidir.
* * *
Gelelim makroekonomik politika önceliklerine.
Hükümet, Merkez Bankası ve Mali Denetim Ajansı devletin mali istikrarsızlık tehditlerine karşı sistematik ve hızlı bir şekilde tepki verebilmesi için etkin mekanizmalar oluşturmalı ve uluslararası piyasaların Kazakistan ekonomisine karşı güvenini güçlendirmelidir.
İlk olarak, Mali Denetim Ajansının çalışması sistemli bir şekilde güçlendirilmelidir.
Ajansın Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığıyla birlikte temel görevi, bilhassa bankacılık sektöründe olmak üzere ülke finans sisteminin rekabet gücünün ve istikrarının arttırılması olmalıdır. Hayat bizi bu planlarda değişiklikler yapmaya zorlayacaktır. Bütün bunlara hazırlıklı olmalıyız.
Bizim bankalarımıza da ciddi bir şekilde etki eden ABD’deki mortgage krizinin verdiği dersleri iyice özümsemeliyiz.
Mali Denetim Ajansı her bir bankanın durumunu daha sıkı bir şekilde takip etmeli ve gerekli durumlarda önleyici ve etkin tedbirler almalıdır.
Devlet desteği tek taraflı olamaz ve bankalar da elini taşın altına koymalıdır. Banka hissedarları kendi gelişmeleri için ilave kaynak toplamak istemezse veya toplayamazsa, devlet gerekli tedbirleri almak üzere hazır olmalıdır.
Bu arada düzenleme amaçlı müdahale süreci bütün bankacılık sektörü için son derece şeffaf ve öngörülür olmalıdır.
Bankacılık sektörüne yabancı sermayenin gelmesini bizler Kazakistan’a güvenoyu olarak ve gerekli mali desteğin ve bankacılık hizmetlerinde en iyi uluslararası uygulamanın kaynağı olarak değerlendirmekteyiz.
Maliye sistemimizdeki yapısal reformları devam ettirmeliyiz. Bu, değerli kağıtlar piyasasının gelişmesi, çağdaş mali araçlar, iflas mevzuatının geliştirilmesi, adli sistemin köklü bir şekilde yeniden yapılandırılması için de geçerlidir.
Gerek özel sektörde, gerekse kamu sektöründe sistem riskleri yönetimini geliştirmeliyiz. Hükümet, Mali Denetim Ajansı ve Merkez Bankası esnek ve güvenilir bir risk yönetimi sistemi oluşturmalıdır.
Öngörülemeyen durumlar için acil müdahale tedbirleri sisteminin de hazırlanması gerekmektedir.
Halkın ve yabancı iş çevreleri de dahil olmak üzere iş aleminin güven derecesi, ülkemizdeki maliye organların etkinliğinin temel kriteri olmalıdır.
İkinci olarak, ülkedeki vergi sistemi Kazakistan’ın yeni gelişme merhalesinin gereklerine uygun hale getirilmelidir. Yürürlükteki Vergi Kanunu ekonomik büyümede olumlu bir rol oynadı, ancak halihazırda bu yasanın potansiyeli fiilen tükenmiş bulunmaktadır. Kanunda sürekli ve sistemsiz bir şekilde artan 170’ten fazla teşvik ve preferans bulunmaktadır.
Hükümet yeni bir Vergi Kanunu hazırlamalıdır. Bu kanın da ekonominin modernleşmesine, çeşitlenmesine ve “kayıt dışılıktan” kurtulmasına katkıda bulunmalıdır.
Yeni Vergi Kanunu, vergi idareleri tarafından kurallarının kendi bildiğince yorumlanmasını engelleyen doğrudan etkili yasa mahiyetine kavuşmalı ve yönetişim kalitesi ve vergi mükelleflerinin çıkarlarını bütünleştirmelidir.
Ancak, en önemlisi, bu Kanun bilhassa küçük ve orta işletmeler için olmak üzere ekonominin hammadde dışı sektörleri için genel vergi yükünün azaltılmasını öngörmelidir. Bütçede beklenen bu kayıplar ise madencilik sektörünün ekonomik veriminin arttırılması suretiyle telafi edilmelidir.
Üçüncü olarak, talimatım üzerine yeni kurulan Rekabeti Koruma Ajansı Ekonomimizin etkinliğinin ve rekabet gücünün temininde özel bir misyonu yerine getirebilecek durumdadır.
Bu Ajans genişletilmiş yetkileri sayesinde fiyat konusunda gizli anlaşmalarla, haksız rekabetle, piyasadaki baskın ve tekel konumlarını suistimal eden piyasa unsurlarıyla mücadelede başarı sağlamalı ve Kazakistan iş aleminin dünyadaki konumunu güçlendirmelidir.
Ülkemizdeki girişimcilik faaliyetinin gelişmesi için büyük bir itici güç olacak olan yeni bir rekabet kanununa gerek duyulmaktadır.
Dördüncü olarak, enflasyonla mücadele güçlendirilmelidir. Global ekonomik süreçler tarafından gelen baskılarla daha ağır bir hal alan enflasyonun arttığı göz önünde bulundurularak Hükümet tarafından iyi düşünülmüş ve sorunu çözebilecek adımların atılması gerekmektedir.
Enflasyonla mücadelede Merkez Bankasının önemli sonuçlar elde edeceğini tahmin ediyorum.
Global ekonomik istikrarsızlık ortamında devlet aktif bir şekilde durumu yönetmelidir. Bunun için gerekli bütün kaynaklar mevcuttur.
Bu nedenle, dünya ekonomisinde öngörülen duraklamanın ve bir dizi ihraç ürünündeki olası fiyat düşüşünün gerçekleşmesi ihtimaline karşı Hükümet ve Merkez Bankasının istikrar sağlama faaliyetleri için etkin bir planı bulunmalıdır.
İlk aşamada Hükümet, finansman sektöründeki sorun çözümlenene kadar geçici olarak sosyal programlar hariç olmak üzere bütün istikamet ve programlar kapsamındaki devlet harcamalarını kısmalıdır.
Yukarıda belirtilen bütün planlar bu talebe tabi olmalıdır.
Bekleyebilecek durumda olan her şey durdurulmalıdır. Bu bütün bölgeler için de geçerlidir. Bu şekilde yapılacak tasarruf, enflasyon baskısının azaltılmasına katkıda bulunacaktır ve aynı şekilde enerji ve hammadde kaynakları fiyatlarında düşüş ihtimaline karşı ülke rezervlerini arttıracaktır.
Değerli toplantı katılımcıları!
Genel kabul gören demokratik gelişim kurallarını ve toplumumuzun geleneklerini uyumlu hale getirmek suretiyle Kazakistan modeli siyaset ve devlet yapısını geliştirme yönünde ileride de yolumuza devam edeceğiz.
İlk olarak, 16 Yıllık bağımsızlığımız sırasında toplumsal istikrarı, milletler arası uyumu sağlama, Kazakistanlı kimliğini ve umum Kazakistan yurtseverliğini oluşturma konusunda kendi modelimizi oluşturduk.
Bu bizim kendi Kazakistan “known-how”ızdır. Bununla da haklı olarak gurur duymaktayız ve bunu özenli bir şekilde korumalıyız.
Anayasa reformu kapsamında Kazakistan Halk Asamblesinin statüsü yükselmiş ve yetkileri artmıştır.
Asamble üyesi milletvekilleri, çok uluslu ülkemizin bütün halkının çıkarlarını temsil etmek suretiyle Kazakistan’da etnik gruplar arasında barış ve uyumun güçlendirilmesi sürecinde özel bir rol oynayabilecek durumdadırlar.
Şimdi bu müstesna Kazakistan kurumunun rolünü var gücümüzle desteklememiz gerekmektedir. Asamble tarafından seçilen milletvekilleri de bu sorumluluğu hissetmeli ve Asambleyle ve yerel teşkilatlarıyla sıkı bir ilişki içinde olmalıdırlar. Her zaman söylediğim gibi şimdi de tam bir sorumlulukla vurgulamak istiyorum: Devletin daha da güçlenmesi ve güvenliğinin artması, ekonomimizin sürdürülebilir bir şekilde gelişmesi ve vatandaşlarımızın refah seviyesinin yükselmesi için Kazakistan’ın uzun süreli istikrara, barışa ve uyuma ihtiyacı bulunmaktadır.
İkinci olarak, Kazakistan’da çağdaş siyasi sistemin geliştirilmesine devam edilecektir.
Bu süreçte siyasi partiler, gönüllü kuruluşlar ve diğer toplumsal kurumlar baş rolü oynamalıdırlar.
Parti mekanizmalarının geliştirilmesi, çağdaş sivil toplumun kurulmasına ve geniş halk kitlelerinin toplumsal süreçlere katılmasına katkıda bulunacaktır.
Çağdaş merhalede “Nur Otan” partisinin ağırlıkta olduğu model Kazakistan siyasi sistemi için optimal bir model olarak ele alınabilir.
Bu sistem diğer bütün partiler için seçimlere katılma, Parlamentoya girme ve bütün siyasi süreçlere katılma imkanı vermektedir. Ayrıca, yeni partilerin ortaya çıkması ve kendi görüşlerini ifade etmesi için hiçbir engel bulunmamaktadır.
Üçüncü olarak, demokratik toplum koşullarında suç ve yolsuzluklarla mücadele özel bir önem kazanmaktadır.
Son yıllarda suçla mücadele ve vatandaşlarımızın can güvenliğinin ve haklarının korunması için ülkemizin emniyet, kolluk ve adli sistemlerinin potansiyeli önemli ölçüde güçlendirilmiştir.
Ancak, bunların çalışmalarında önemli eksiklikler bulunmaktadır.
Kısa bir süre önce bütün emniyet birimlerinin katılımıyla yapılan Başsavcılık kurulu toplantısında bundan bahsedildi.
Emniyet ve adliye sistemleri Kazakistanlıların haklarını adil ve etkin bir şekilde güvence altına almalı ve iş alemini yasadışı müdahalelerden korumalıdır.
Bu alandaki öncelikli hedef cezalandırma faaliyetleri değil, yasa ihlallerinin önlenmesi ve koruyucu tedbirlerin alınması olmalıdır. Bu nedenle içinde bulunduğumuz yıl içinde “Yasa ihlallerine karşı koruyucu tedbirler” konusunda yasa tasarısı hazırlanıp parlamentoya sunulmalıdır.
Bütün bu belirtilen tedbirlerin alınması, emniyet organlarında ve aynı şekilde Cumhurbaşkanına bağlı bütün teşkilatlarda idari reform yapılması için Cumhurbaşkanlığı idaresini görevlendiriyorum.
Dördüncü olarak, Hükümet, en iyi uluslararası tecrübeleri göz önünde bulundurularak sonuç alma, şeffaflık ve topluma hesap verebilme ilkeleri doğrultusunda Kazakistan devlet idaresi sisteminin geliştirilmesi için idari reform kapsamında öngörülen tedbirleri süratle hayata geçirmelidir.
Bu yeni yaklaşımlara 2008 yılında pilot uygulama yapılan devlet mercilerinde – Adalet Bakanlığı, Ekonomi ve Bütçe Planlaması Bakanlığı ve Maliye Bakanlığında ve Güney- Kazakistan Bölge Valiliğine yetkinlik kazandırılmalıdır.
İdari reformun temel amacı, idari mekanizmanın etkinliğini ve neticeye ulaşma yetkinliğini arttırmak olmalıdır ki memurlar halka gerektiği gibi hizmet sunsun.
İdari reformun kilit unsurlarından bir tanesi, ülkedeki yeni kadro politikası olmalıdır. Çağdaş gelişmenin bu merhalesinde insan faktörü belirleyici olmaktadır.
Devlet idaresi sisteminde yeni formasyonlu profesyonel yöneticiler çekirdeği oluşturmaya yönelik çağdaş yaklaşımlar geliştirilmelidir.
Bu süreçte “Nur Otan” partisine büyük görevler düşmektedir. Parti, layıkıyla hak eden vatandaşlar için “Sosyal kaldıraç” rolü oynamak suretiyle devlet yönetim sistemi için kadroların oluşturulmasına aktif bir şekilde katılmalıdır.
“Bolaşak” programının mezunları da dahil olmak üzere yeni kuşağa önemli roller verilmelidir.
Genç profesyoneller ülkede cereyan eden süreçlerde kendi yerlerini almalı ve geleceğin inşasına en aktif bir şekilde katılmalıdır. İhtiyatlı çalışma yeni bir çalışma düzeni gerektirmektedir.
Cumhurbaşkanlığı idaresi kadro çalışmalarına öncülük etmelidir.
Beşinci olarak, gelecek yıldan itibaren, ülke tarihinde ilk defa olmak üzere, devlet bütçe planlaması sistemi için 3 yıllık bütçe esasına geçilecektir. Bunun için de Hükümet daha bu yıl içinde yeni Bütçe Kanunu hazırlamalıdır.
Aynı şekilde planlama sisteminin modernizasyonu ve geliştirilmesi, bütçe kaynaklarının kullanımı ve devlet varlıklarının idaresinin etkinliğinin arttırılması konularında da çalışmalara hız kazandırılmalıdır.
Altıncı olarak, Hükümet, devletin temel sosyo-ekonomik programlarına tahsis edilen devlet kaynaklarının amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının denetimini yapmalı ve hatta deyim yerindeyse bu “denetimi ihtirasla” yapmalıdır.
Bu denetlemenin amacı – varılan sonuçları değerlendirmek ve devlet kaynaklarının idaresinde ve kullanımında etkinliği bariz bir şekilde arttırmaktır.
Yedinci olarak, Hükümet, küçük ve orta boy işletmelerin rekabet gücünün teşvik edilmesi konusunda kesintisiz bir şekilde çalışmayı sürdürmelidir.
Devlet kaynaklarının kullanılması da dahil olmak üzere mikro kredi kuruluşlarının çalışmaları desteklenmelidir. Bu mikro krediler yüzbinlerce vatandaşımıza kendi işini kurma konusunda destek sağlamaktadır. Mikro kredilendirmenin arttırılması ve önemli miktarda Kazakistanlı için yeni iş imkanları yaratılması konusunda tedbirler öngörülmelidir.
Gelişmiş girişimcilik sektörü – bütün ülkelerin ekonomilerinin temel direğidir.
Bununla ilgili olarak idare reform kapsamında girişimciler üzerindeki idari yükün azaltılması için, başta ruhsat, lisans ve akreditasyon konularında olmak üzere izin alma sisteminin daha da basitleştirilmesini sağlama konusunda Hükümeti görevlendiriyorum.
Bir örnek vermek istiyorum. Dünya Bankasının “İş İdaresi” konulu son raporuna göre Kazakistan’da bütün ihracat işlemlerini tamamlamak 89 gün almaktadır, meselâ Estonya’da bunun için sadece 5 gün gerekmektedir.
Elliden fazla yasayla düzenlenen her türdeki denetimler girişimciler için gerçek bir felaket olmaktadır.
Bazı idareler, farklı bahanelerle aynı işletmeyi mevzuatın hilafına olmak üzere birkaç kez “denetleme” imkanı aramaktadır. Bu da iş çevrelerini ciddi bir şekilde kendi işinden alıkoymaktadır. Bu uygulama da benim yürüttüğüm politikaya aykırı olmak üzere devam etmektedir.
Yasa koruyucu ve sair denetleme mercileri tarafından yapılan denetlemeler önemli ölçüde azaltılmalı ve bunlar düzene sokulmalıdır.
Değerli Kazakistanlılar!
Kazakistanlıların, Kazakistan toplumunun bütün katman ve sosyal gruplarının sosyal morallerinin sürekli olarak iyileştirilmesi, devlet politikasında her zaman ön planda yer almıştır ve öyle olmaya da devam edecektir.
Yaşam kalitesi standartları, insan sermayesinin ve Kazakistan’ın sosyal modernleşmesinin etkin bir piyasa enstrümanı olmalıdır ve bu arada hazırcılık beklentilerinin artışına da yol açılmamalıdır.
Devletin sosyal politikası ancak yeni istihdam imkanlarının yaratılmasına ve iş görebilir nüfusun ülke ekonomisine katılmasına yönelik olması durumunda etkin olabilir. Biz her zaman bu ilkeye sadık kaldık ve ileride de kalmaya devam edeceğiz.
Beş yıllık “Nur Otan” partisi seçim platformuna uygun olarak toplumun sosyal olarak korunmasız kesimlerinin yaşam seviyelerini ileride de yükseltme konusunda gerekli bütün dayanaklara sahibiz.
Yeni üç yıllık bütçeden beklenenler:
- 2007 Yılına kıyasla ortalama emekli maaşlarında 2012 yılına kadar 2.5 misli artış, bu cümleden olmak üzere 2009 yılında %25, 2010 yılında %25 ve 2011 yılında %30 artış sağlanmalıdır. Bu arada temel emekli aylıkları 2011 yılına kadar asgari geçim tutarının %50’sine ulaşmalıdır;
- Devlet sosyal yardım miktarları ve özel devlet yardım miktarlarında 2009 yılından itibaren yıllık ortalama %9 artış sağlanmalıdır.
- Çocuk bakım yardımları kademeli olarak arttırılarak 2010-2011 yıllarında yıllık olarak 2007 rakamlarının 2.5 misline çıkması sağlanmalıdır;
- 2010 Yılından itibaren 4. ve daha sonraki bebekler için bir kerelik doğum yardımında 2007’ye kıyasla 2.5 misli artış sağlanmalıdır;
- Kamu sektöründe çalışanların maaşlarının 2012 yılına kadar iki misli artması, bu cümleden olmak üzere 2009 yılında %25, 2010 yılında yine %25 ve 2011 yılında da %30 artması sağlanmalıdır;
- 2009 Yılında Oralmanların tarihi vatanlarına dönmeleri için yıllık kota 5 bin aile olarak arttırılmalı ve rakam yılda 20 bin aileye çıkarılmalıdır.
Refah seviyesi artışı beraberinde yaşam canlılığında kalite artışını ve aynı şekilde insan kaynaklarında kalite artışını getirmelidir. Bu ülkedeki bilimsel-eğitim ve hıfzısıhha kuruluşlarının ana misyonudur.
* * *
Eğitim sektörünün önemli amacı – 2010 yılına kadar eğitim sistemini geliştirmeye yönelik devlet programını gerçekleştirerek bu sektörün kalitesini yükseltmek.
İlk olarak, Eğitim ve bilim bakanlığı ile vilayet başkanları üç sene içerisinde modern eğitim ve modern teknolojileri öğrenmeye imkan sağlayacak eğitim altyaısın yapsın.
Bu yıl 68 bin öğrenci için 88 okul inşaatı, 2009-2010 senelerinde de 69 bin öğrenci için 102 okul inşaatını bitireceğiz.
İkinci olarak, Hükümete, devlet holdinglerine, vilayetlerin, Astana ve Almaty şehirleri valilerini mesleki eğitim programını daha da geliştirerek gerçekleştirmeleri konusunda görevlendiriyorum.
Bu program ülke ekonomisi için önemli eğitim sektörlerine yabancı bilim adamları ile öğretmenleri çekmeyi amaçlıyor.
Buna ilk olarak işverenler, uzmanlara ihtiyaç duyan iş adamları aktif şekilde katılmalı.
Üçüncü olarak, Hükümet “Dillerin üçü bir arada” kültür projesinin gerçekleştirilmesini hızlandırılmalıdır. Bütün toplumu birleştiren devlet dili olarak Kazak dili kaliteli şekilde öğretilmesi gerektiğine dikkatinizi çekmek istiyorum.
Uluslararası tecrübeye dayanarak Kazak dili eğitimi modern program ve yöntemleri hazırlanarak verilmeli. Devlet dili eğitimi için en yeni yöntemler kullanılmalı, praktik ders kitapları, audio ve video kaynaklar hazırlanmalıdır.
Kazakça ders kitaplarını yayınlamaya yönelik ihaleyi kazanabilecek sadece bir-iki matbaa vardır. Bu halde ders kitapların kalitesini geliştirmek için rekabet nasıl oluşacak. İlgili makamlar gerekenleri yapmalı.
Dördüncü olarak, şimdilik ana okullar sayısı azdır. Hükümet ve şehir alimleri bu sorunu inceleyerek meseleyi çözmeleri gerekmektedir.
Çocuklarımızın gelişimine katkı sağlayacak olan ana okullara önem vermemiz gerekir. Bu dönemde onların üreticilik ve entelektüel yeteneklerini geliştirecek programlar hazırlanmalı.
Çokukların eğitimi, çalışma ve çevre alışkanlığı bu dönemlerde başlayacağını unutmamalıyız.
***
Bugünkü sağlık sistemimiz, günümüz Kazakistan vatandaşlarının taleplerini karşılamamaktadır. Bu sağlık sektörünün en önemli meselelerden biridir. Mevcut altyapı, sağlık hizmetlerinin kalitesi ve onun organize edilmesi açıkçası memnun etmiyor.
İlk olarak, Hükümet sağlık ocaklarını yenileme ve geliştirme çalışmalarını hızlandırmalı.
Bu yıl devlet düzeyindeki öneme sahip 9 ve yerel düzeyde 112 sağlık biriminin inşaatını başlattık.
İkinci olarak, Hastalığı tedavi etmektense onun önünü kesmek daha ucuza mal olacağını göz önünde bulundurarak mevcut hastalıkları tespit etme, tedavi etme gibi programları yeniden gözden geçirmek gerekmektedir.
Sağlık sektöründeki mali kaynakları verimli kullanmak amacında gerekli incelemeler yaparak, sağlık hizmetinin net maliyeti çıkarılmalı.
Üçüncü olarak, sağlık personelinin eğitim, sertifikalandırma ve lisanslandırma yoluyla kalitelerini arttırma programının hazırlamaları için Sağlık ve Eğitim ve bilim bakanlıklarını görevlendiriyorum.
Ayrıca, tıp yüksek okullarında Burslu ve “Bolaşak” uluslararası eğitim programında tıp uzmanlarının kontenjan sayısı çoğaltılmalı.
Dördüncü olarak, halkı ilaçla tedarik etmeye önem verilmeli. İthal edilen ilaçların kalitesine kontrol konulmalı ve yerel ilaç fabrikalarının kurulması için yatırımlar çekilmeli.
Beşinci olarak, “Sağlıklı ulus” projesi için alyapının hazırlanmasına önem vermeliyiz. Küçük yaştan spor yapmaya özendirmek için imkanlar sağlamalıyız.
İl valilikleri yeni stadyumlar ve spor merkezleri inşa derek ve eskilerini onararak herkesi spor yapmaya özendirmeli ve kendilerini daima iyi hissetmelerini sağlayarak, uzun ömürlü yaşam için destek verilmeli.
Bakanlık ve Valilikler geniş çaplı sağlıklı yaşam kampanyaları düzenlemelidir. Bu konu devlet çapında öneme sahiptir ve Hükümet bu konuya daha kapsamlı olarak yaklaşmalıdır.
Demografik durumun köklü bir şekilde iyileştirilmesi konusunda tedbirler paketi hazırlanmalıdır. Milli Şuranın ilk toplantısı bu konuya ithaf edilmelidir.
Ulusun sağlığı – bütün ulusun ortak görevidir. Yerli iş çevreleri bunun sağlanmasına aktif bir şekilde katılmalıdır.
Bu bağlamda, iş çevrelerinin kendi sosyal sorumluluklarını arttırmaları yönündeki sözlerime aktif bir şekilde karşılık verdiklerini memnuniyetle ifade etmek istiyorum.
“Kazahmıs” Şirketi, Avrasya Sanayi Birliği, Kaztsink (Kazçinko), Tengizshevroil, Adjip, “KazMunayGaz” milli şirketi, “Kazatomprom” (Kazatomsan), “Kazahstan temir jolı” (Kazakistan Demiryolları) gibi kuruluşlar sadece geçen yıl zarfında okul, tıp kuruluşları, okul öncesi eğitim kuruluşları, sağlık merkezleri, bedensel engelliler için rehabilitasyon merkezleri, kültür ve spor tesisleri gibi sosyal amaçlı yerlerin gelişimine 30 milyar Tenge’den fazla kaynak tahsis ettiler.
Bu korporatif sosyal sorumluluk için parlak bir örnektir. Bu uygulamalar daha fazla yaygınlık kazanmalıdır. Kitle iletişim araçları ise bunu desteklemelidir.
* * *
Vatandaşlarımız için ve bilhassa genç aileler için erişilebilir ve kaliteli konut her zaman olduğu gibi halihazırda da devletin en yaşamsal öncelikleri arasında yer almaktadır.
Aşağıda belirtilen istikametlerde olmak üzere Devlet konut programında değişiklikler yapılması gereği olgunlaşmıştır.
İlk olarak, Devlet memurları ve kamu görevlilerine konut yapım tasarrufları sistemi üzerinden yıllık faiz oranı %4’ü aşmayacak şekilde ön konut kredilerinin verilmesi.
İkinci olarak, Devlet memurları ve kamu görevlileri için de dahil olmak üzere kiraya vermek üzere konut yapımına vurgu yapılmalıdır. Devlet, kendi konutunu yapmak isteyen vatandaşlar için bireysel konut yapımı altyapısı oluşturacaktır.
Sosyal Girişimcilik Birlikleri Program kapsamında bu sürece aktif olarak dahil olmalıdır.
Üçüncü olarak, mevzuat çerçevesinde inşaat şirketlerinin faaliyetlerinin şeffaflığı ve sektördeki rekabet düzeyi arttırılmalıdır. Hisseli konut yapımı üyelerinin haklarının korunması daha iyi hale getirilmelidir. Bireysel konut yapımını teşvik etmek amacıyla arsa tahsisi ve tapularının verilmesi için basitleştirilmiş kurallara gerek vardır.
Dördüncü olarak, bireysel konut yapımında modern, uygun maliyetli ve çevreci teknolojilerin kullanılması öncelikli olarak önem kazanmalıdır. Yabancı ülkelerin ileri tecrübeleri kullanılmalıdır.
Beşinci olarak, bu yıl kuruluşunun 10. yılı kutlanacak olan başkentimiz Astana’nın ileride daha da gelişmesi en önemli görevdir. Başkentin çağdaş ulaştırma, teknik altyapı ve enerji kaynaklarının yapımına devam edilmelidir. Kentin elektrik ihtiyacının güvenli bir şekilde karşılanabilmesi için Termik Santral-3 de dahil olmak üzere devlet-özel sektör partnerliği temelinde enerji kompleksinin gelişimi programı hayata geçirilmelidir.
Hükümet başkentin tüketici piyasasının talebinin karşılanması ve fiyat istikrarının sağlanması için Astana kenti gıda kuşağı oluşturma çalışmalarını hızlandırmalıdır.
Hükümet ve Astana kenti Valiliği 2008 yılı içinde genel olarak tıp grubunun oluşumunu tamamlamalı ve başkentin 10. yılına kadar tamamlanması öngörülen bütün tesislerin işletime alınmasını sağlamalıdır.
* * *
Halkın refah seviyesinin yükseltilmesi bütün düzeylerdeki valilerin öncelikli vazifesi olmaya devam etmelidir. Aşağıda belirtilen istikametlerde amaca yönelik çalışmalar yürütülmelidir.
Birinci olarak, bütçe etkinliğinin arttırılması. Nüfusun sosyal refahıyla ilintili olmayan bütün harcamalar kısılmalıdır.
Artık merkezi düzeyde sonuca yönelik bütçelerin uygulanması konusunda çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmalar yerel düzeyde de yaygınlaştırılmalıdır. Halk bölge makamlarının gerçek çabalarını hissetmelidir.
Tıp kurumları, okullar, spor tesisleri gibi sosyal tesisler halka kaliteli, çağdaş ve en önemlisi de kitlesel olarak hizmet sunulduğu merkezler haline gelmelidir.
İkinci olarak, Valiler altyapının ve bilhassa yerel önemi haiz yolların aktif bir şekilde gelişmesini sağlamalıdır.
Üçüncü olarak, gayrı şeffaf arazi paylaşımı uygulamasına son verilmelidir. Bütün araziler açık arttırma yoluyla satışa sunulmalıdır. Bunun tek istisnası, Sosyal Girişimcilik Birlikleri faaliyeti için öngörülen tahsisli arsalar olacaktır.
Hükümetin yaptığı denetimler Astana ve bölge merkezleri civarındaki arazilerin önceden hayali firma ve şahıslar tarafından satın alındığını göstermektedir. Şimdi de aralarında çok sayıda memurun da bulunduğu bazı insanlar bu arazileri piyasa fiyatlarıyla satmak suretiyle tek bir kuruş yatırmaksızın devletin sırtından zengin olmaktadır.
Bu kişilere arazileri gönüllü olarak devlete geri vermeleri önerilmeli veya emniyet mercileri söz konusu işlemlerin yasal olup olmadığını ve şahısların mesuliyetini değerlendirilmelidir.
“Nur Otan” partisini ve partinin parlamento grubunun bu konuyu denetimlerine almaları yerinde olacaktır.
Genel olarak “Nur Otan” şube ve birincil örgütlenmeleri ve yerel encümen üyeleri bölgelerin kalkınmasında ve ekonomik modernizasyonda ciddi bir etken olmalıdırlar. Bunlar, belirtilen tedbirler manzumesinin hayata geçirilmesine aktif bir şekilde katılmalı ve yukarıda belirtilen görevleri özel bir denetim altına almalıdırlar.
Sayın Parlamento vekilleri,
Bayanlar ve baylar!
Bağımsızlığını kazandığından bu yana, girişimleri fiilen her zaman geniş destek bulan ve uygulamada gerçekleşen Kazakistan dünya kamuoyunun eşit haklı bir üyesi oldu.
Kazakistan’ın girişimiyle veya doğrudan katılımıyla kurulan ve bölgesel güvenlik için etkin bir sistem kurmak için temel oluşturan Asya’da İşbirliği ve Güvenlik Tedbirleri Teşkilatı, Şanghay İşbirliği Teşkilatı, Kolektif Güvenlik Antlaşması Teşkilatı gibi uluslararası birlikler ihtiyaç duyulan birer teşkilat olduklarını kanıtladılar.
Bizler ileride de Rusya, Çin ve Orta Asya devletleriyle ekonomik ve siyasi işbirliğimizi geliştirmeliyiz, bölgede istikrar, açık diyalog ve işbirliği için sağlam bir zemin oluşturmalıyız.
Orta-Asya bölgesinde güvenliğin güçlendirilmesi amacıyla ABD, Avrupa Birliği ve NATO ile yapıcı işbirliğini genişletmekteyiz.
Günümüzde ülkemiz uluslararası kabul görme yönünden nitelik olarak yeni bir düzeye çıkmıştır. Kazakistan’ın Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na 2010 yılında başkanlık yapması yönündeki kararı bunun ikna edici bir kanıtı olmuştur. Bu teşkilatın üyelerine ve bilhassa adaylığımızı toplu olarak destekleyen BDT devlet başkanlarına müteşekkiriz.
Bununla ilgili olarak “Avrupa Yolu” özel programının hazırlanması gerekmektedir. Söz konusu program ekonomik işbirliğinin gelişmesine, teknoloji ve yönetim tecrübesinin alınmasına, yasalarımızın geliştirilmesine, AGİT başkanlığımızın stratejik bakışına ilişkin kendi gündemimizi oluşturmaya katkıda bulunmalıdır.
Genel olarak dış politika ve güvenliğin temini alanındaki önceliklerimiz değişmemektedir.
İlkin. Dış politikamız temel çıkarların birliği arayışı üzerine, bütün sorunlarda ve hatta en hassas olanlarda bile uzlaşı gerektiği anlayışı üzerine inşa edilmiştir.
İkinciden. Kazakistan ileride de uluslararası terörizm ve dini aşırılığa karşı mücadelede uluslararası koalisyonun aktif bir katılımcısı olarak konumunu elinden geldiğince güçlendirmeye devam edecektir.
Üçüncüden. Kazakistan ordusunun modernizasyonunu ve askeri eğitimini sürdüreceğiz.
Geçen yıllarda ülkemizin Silahlı Kuvvetleri kendi askeri ve teknik vasıflarını önemli ölçüde geliştirmiştir. Silahlı Kuvvetlerde çağdaş güvenlik meydan okumalarına yanıt vermeye muktedir profesyonel, askeri ve idari yapı oluşturulmalıdır.
Genel olarak Silahlı Kuvvetlerin önünde yeni Askeri doktrine uygun olarak ileride de kendi askeri hazırlık daha iyi seviyelere çıkarma ve rekabet gücünü arttırma vazifesi bulunmaktadır. Hükümet ve bir bütün olarak devlet Silahlı Kuvvetlerimizi karırlı bir şekilde desteklemelidir.
* * *
Önümüzdeki yıllarda bir dizi küresel önemi haiz büyük uluslararası etkinliklerdüzenlenmesi gerektiğini hususiyetle belirtmek istiyorum.
2009 Yılında Üçüncü Semavi ve Geleneksel Dinler Kongresi, 2010 yılında Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler konferansı, 2009 yılından itibaren AGİT yönetim troykası’yla çalışma ve 2010 yılında AGİT başkanlığı mevzubahistir.
Daha şimdiden gerek organizasyon, gerekse muhteva bağlamında ciddi hazırlık çalışmaları yürütülmelidir. Bu konu sadece Dışişleri Bakanlığı ve Hükümetin değil, bütün devlet idaresi mercilerinin görevidir.
Değerli vatandaşlarım!
Sayın milletvekilleri ve Hükümet üyeleri!
Bildiğiniz gibi, önümüze konulan sorumluluklar yıldan yıla artmaktadır. Hepimiz, egemenliğimizi güçlendirme, memleketimizi gelişmesini sağlama, halkın refahın iyileştirilmesi maksadıyla üstümüze düşen vazifelerimizi yerine getirmekteyiz. Bu istikamette halkın bize olan güvenin sarsmayacağına inancım tamdır.
Değerli kardeşlerim, bugün işte bunları Sizinle paylaşmak istedim.
Dikkatle dinledikleriniz için teşekkür ederim. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ANKET |
|
MAİLLİST |
| |
|
|
|